Prof.Dr.Kenan ÇELİK

Kişisel Web Sayfası

SICAK DEMİRCİLER VE BÖLGE EKONOMİSİ

Anasayfa » ESKİ KÖŞE YAZILARIM » SICAK DEMİRCİLER VE BÖLGE EKONOMİSİ
share on facebook  tweet  share on google  print  

SICAK DEMİRCİLER VE BÖLGE EKONOMİSİ

"ESKİ KÖŞE YAZILARIM" için, toplam 1 sonuç arasından 1 - 1 arası sonuçlar

kenancelik@kenancelik.com

SICAK DEMİRCİLER VE BÖLGE EKONOMİSİ

Kenan ÇELİK

 

Bir zamanlar sıcak demirciler vardı. Sıcak demircilik bir meslekti.

Ancak, küreselleşen dünyada, hele hele küreselleşmeye çalışan Çin’den sonra bu meslek artık yok olmuş.

Birkaç yaşlı dede, nostalji konulu bir tiyatro oynarcasına demircilik mesleğini devam ettirmeye çalışıyor. Bu sadece birkaç belgesele konu oluyor, karın doyurmuyor artık.

Sıcak demircilik bin yıldan beri vardır. Dünyanın en eski mesleklerinden. Bir zamanlar iyi demirciler, itibarlı kişilerdi. Türklerin ata mesleğidir.

Ancak, demir dövme işi Nevruz’dan Nevruza yapılır oldu.

Demirciliğin Karadeniz bölgesi için ayrı bir önemi vardı. Mesela benim köyümü örnek vereyim. Beşikdüzü Hünerli köyü. Ben çocukken köyde 160 hane vardı. Büyükler sık sık öyle söylerdi. Bunların en az 150’sinin evinin önünde demirci dükkanı vardı. Keser, makas, kazma, balta, bıçak, satır, orak, av tüfeği gibi demiri ısıtarak yapılan pek çok mal yapılırdı. Yapılanların hepsi de satılırdı.

Benim köyümde işsizlik sıfırdı. Birkaç tembel haricinde. Enflasyon yoktu. Çocuklar büyüdükçe iş garanti idi. Evi olmayan hiç kimse yoktu. Üstelik Morgage sistemi de yoktu. Köyden şehre göç yoktu. Bütün evlerde kalabalık aileler vardı. Herkes işi ile meşguldü. Sabah erken kalkar çalışmaya başlar, bazen talebe yetişmek için sabahlara kadar da çalışılırdı.

Hazır köyde kalmışken, herkesin birkaç ineği de vardı, hayvancılık yapılırdı. En azından herkes kendi et, süt, tereyağ ihtiyacını karşılardı. Bol miktarda tavuk vardı. Yumurtası bir başka sarı idi. Misafirlere tavuk kesilirdi. Horozların sesiyle uyanmak vardı.

Fındık o zaman da vardı. Az yada çok. Bunun yanında her aile en az kendine yetecek kadar mısır, patates, fasulye, hıyar, bezelye, taze soğan, pırasa, marul gibi ürünleri yetiştirirdi. Hatta fazlasını satarlardı.

Meyve üretimi de vardı. Herkesin armut, elma, kiraz, karayemiş, kokulu kara üzüm, kara hurma, erik, incir gibi meyve ağaçları vardı.

Ve her şey doğaldı, organikti.

Olmayanlar da vardı: Trafik kazası hiç yoktu. Kanser nedir bilinmezdi. Şişman insan yoktu. Kapkaç yoktu. Derede oluşan göllerde yüzüldüğü için mantar ve cilt hastalıkları yoktu, kolibasili yoktu.  

Şimdi durum ne. Köyden şehirlere göç başladı. Yeni nesil demircilik yapmak istemedi. Demircilik mesleğini pis ve yorucu bir iş olarak gördü. Her şeyin makinesi çıktı, sanayisi kuruldu. El emeği ile yapılan bir bıçağın, keserin veya makasın fabrikasyon olanı çok daha ucuza ve bol miktarda üretilmeye başlandı. Demirciliğin karlılığı ortadan kalktı. Demircilik olmayınca, ustalar da yaşlanıp vefat edince, köyde kimse kalmadı. Hayvancılık da, tarım da bitti.

Peki, göç eden yeni nesil ne durumda. İşsizlik başlarının belası. Ekonomik krizle boğuşuyorlar. Bedava kömür, kumanya almak için kuyrukta vakit geçiriyorlar. Bir kısmı kahvelerde. Bıçak, satır, keser, makas gibi ürünler Çin’den geliyor. Ucuz ama işsizlik olduğu için onu da alamayanlar var. Elma artık Arjantin’den geliyor. Tane işi alıyorlar. Et, süt artık başka bölgelerden geliyor. Yumurtanın beyazı ile sarısını ayırmak neredeyse mümkün değil. Bazen birileri köy yumurtası satıyor, çiftlik yumurtasının iki katı fiyata, hem de bulunmuyor. Çoğu kirada oturuyor, işi olanlar TOKİ evlerinden 120 ay vade ile ev sırasına giriyor. Başka bölgeler göç edilmiş, oralarda çalışanlar var. Az sayıda istisna hariç.

Elde bir fındık kaldı. En azından yazdan yaza köye gidip toplanıyor. Ama korkarım ki, son fındık politikalarıyla o da artık üretilmez hale gelecek. Şimdiden bazı üreticiler fındığını toplamamaya başladı. Yarıcıya vermeye kalkanlar bile yarıcı bulamıyor. Boşta gezenler bile almıyor.

Elbette teorik olarak, şehirleşme oranı bir toplumun gelişmişlik göstergesidir. Şehirlerde hayat standartlarının yükseldiği de söylenebilir.

Ancak, Karadeniz köylerinin boşalması, bölge ekonomisini de zora sokmuştur. İşsizlik ve göçü artırmıştır.

Bütün bunlar küreselleşmenin bir sonucudur ve Karadeniz bölgesine, özellikle de Hünerli köyüne etkisidir. İyi mi, kötü mü? Yoruma bağlı.

Kaynak : İlkhaber Gazetesi, 07 Mayıs 2009, Perşembe
Tür : Ekonomi Tarih : 07.05.2009
[ Tüm yazılara ulaşmak için burayı tıklayınız. ]

facebook  googleplus  Twitter  Delicious  Digg this