Prof.Dr.Kenan ÇELİK

Kişisel Web Sayfası

KLİRİNG Mİ? RUBLE Mİ?

Anasayfa » ESKİ KÖŞE YAZILARIM » KLİRİNG Mİ? RUBLE Mİ?
share on facebook  tweet  share on google  print  

KLİRİNG Mİ? RUBLE Mİ?

"ESKİ KÖŞE YAZILARIM" için, toplam 1 sonuç arasından 1 - 1 arası sonuçlar

kenancelik@kenancelik.com

KLİRİNG Mİ? RUBLE Mİ?

Kenan ÇELİK

 

Ruble ile ticaret yapalım önerileri üzerine geçen hafta yazmıştım. Çok zor demiştim.

 

Soğuk savaş döneminde Sovyetler Birliği ile Avrupa Ülkeleri ticaret yapmıştı. Hem de o zamanlar Ruble hiç geçmiyordu.

 

Avrupa ülkeleri Sovyetler Birliği ile kliring anlaşmalarına dayalı ticaret yapmıştı.

 

Aslında kliring sistemi 1944 yılında Keynes tarafından önerilmişti. Ancak kabul görmedi. Bunun yerine White planı kabul edildi. İşte bugünkü IMF, Dünya Bankası, Dünya Ticaret Örgütü o planın eseridir.

 

Peki, nedir bu kliring sistemi veya anlaşması?

 

Öncelikle iki ülke bir kliring anlaşması imzalar.

 

Anlaşmanın ekinde kliring anlaşmasına konu olacak mal veya hizmet listeleri vardır. Bu listelerde yer almayan mal veya hizmetlerin ticareti, kliring kapsamında yapılamaz. Listeye iki ülkenin anlaşmasına bağlı olarak her türlü mal konulabilir.

 

Her iki ülkede kliring ofisleri belirlenir. Bunlar genellikle Merkez Bankaları olur. Ama bunda bir zorunluluk yoktur. Devlet herhangi bir kamu bankasını veya kamu kurumunu kliring ofisi olarak görevlendirebilir.

 

Kliring listesindeki mallardan her ülkenin ihracatçıları mallarını ihraç ederler. İhracat bedellerini kendi ülkelerindeki kliring ofislerinden, kendi milli parasıyla alırlar. Örneğin, fındık listede varsa, Türkiye’deki fındık ihracatçısı fındığını ihraç eder, hesabını dolar bazında tutar ve karşılığını Türkiye Cumhuriyeti Merkez bankasından Türk Lirası olarak alır.

 

Rusya’daki fındık ithalatçısı ise fındığı gümrükten çekebilmek için, önce fındığın parasını Ruble olarak Rusya Merkez Bankasına yatırır. Sonra da fındığını alır.

 

Rusya’daki ihracatçılar da, örneğin doğal gaz kliring listesinde varsa, doğal gazı ihraç eder, karşılığını Rusya Merkez Bankasından Ruble olarak alır. Türk gaz ithalatçısı ise gazın parasını Türkiye’de Merkez Bankasına Türk Lirası olarak yatırır.

 

Kliring anlaşmaları genellikle bir yıllıktır. Yıl boyu listedeki malların ihracatı ve ithalat karşılıklı olarak devam eder. İki ülkenin ihracatçıları, kendi milli paraları ile ihracat ve ithalatını yapmaya devam eder. Her iki kliring ofisi de hesapları dolar bazında veya anlaşılan bir döviz bazında tutar.

 

Yıl sonu geldiğinde kliring ofisleri hesapları karşılaştırır. Eğer, karşılıklı olarak ihracat ve ithalatlar bir birine eşitse iki ülke ödeşmiş demektir. Böylece hiç döviz kullanmadan dış ticaret yapılmış olur.

 

Diyelim ki, Türkiye kliring anlaşması kapsamında, 100 dolarlık ihracat, 120 dolarlık ithalat yapmış olsun. O zaman yıl sonunda, Türkiye Rusya’ya 20 doları serbest döviz olarak öder. 220 dolarlık ticaret hacmi olmasına rağmen, 20 dolarlık döviz kullanılır.

 

Özellikle parasının uluslar arası geçerliliği olmayan ülkeler, döviz sıkıntısı çeken ülkeler, mallarını pazarlama zorluğu çeken ülkeler bu yöntemi uygular.

 

Bu yeni bir şey değil.  1944 yılından beri biliniyor ve uygulanıyor.

 

İşin aslı dış ticareti konvertibl dövizlerle yapmaktır. Ama denize düşen yılana sarılır misali, eğer dış ticaret tıkanma noktasına gelmişse, kliring gibi karşılıklı ticaret sistemleri kullanılabilir. Başka yöntemler de vardır.

 

Elbette bir ülke malını peşin konvertibl para ile satabiliyorsa, kliring anlaşmasına yanaşmaz. Peşin para ile satılabilen mallarda takasa girilmez. Ama kliring anlaşması yapmak, ruble ile ticaret yapmaktan çok daha iyidir. Riski azdır.

 

Ruble ile ticaret yapmak yerine kliring yöntemi önerilse çok daha iyi olur. Rusya da bu yöntemi çok iyi biliyor. Türkiye de biliyor.

  
Kaynak : İlkhaber Gazetesi, 26 Şubat 2009, Perşembe
Tür : Ekonomi Tarih : 26.02.2009
[ Tüm yazılara ulaşmak için burayı tıklayınız. ]

facebook  googleplus  Twitter  Delicious  Digg this