Prof.Dr.Kenan ÇELİK

Kişisel Web Sayfası

EKONOMİK KRİZ VE DEMİRYOLU

Anasayfa » ESKİ KÖŞE YAZILARIM » EKONOMİK KRİZ VE DEMİRYOLU
share on facebook  tweet  share on google  print  

EKONOMİK KRİZ VE DEMİRYOLU

"ESKİ KÖŞE YAZILARIM" için, toplam 1 sonuç arasından 1 - 1 arası sonuçlar
 

kenancelik@kenancelik.com

EKONOMİK KRİZ VE DEMİRYOLU

Kenan ÇELİK

 

Karadeniz bölgesi ekonomisi son ekonomik krizden etkilenmedi. Çünkü zaten krizdeydi. Fındık, çay ve bunlara bağlı üretimin birkaç yıl önce başına gelenler belli. Halen de devam ediyor. Bölgede alternatif ürünlerin üretilmesi fikirleri slogan olmaktan ileri gidemiyor, gidemedi, gidemez. Fındık ve çayın yerini hiçbir ürün alamaz. Çok zor. Keşke olabilse.

Kaloriferli sıcak lüks ofislerde oturup, masa başında Karadeniz ekonomisini kurtarmak, Karadeniz bölgesinin iklim, arazi şartları ve demografik yapısı ile çelişiyor. 

Dünya’da bir ekonomik kriz var. Bunu resmen ülkeler açıkladı. Dünya ekonomisinde itiraz edilemeyen bir görüş vardır: “ABD ekonomisi hapşırırsa, dünya ekonomisi hasta olur”. Avrupa Birliği de hasta olmak üzere. Almanya talebi artırabilmek için, zor durumda olan halka, para veya kupon dağıtmayı tartışıyor. Bu Türkiye için de vahim bir durum. Avrupa Birliği Türkiye’nin en büyük ihraç pazarı. Yakın gelecekte de bu özelliği devam edecek. Eğen onlar krize girerse, mallara ve bu arada Türk mallarına talebi azalırsa, işte o zaman tam krize gireriz. Eğer Avrupa Birliğine bir yıl ihracat yapamazsak batarız.

Artık dünyada bizim ekonomimiz iyi diye bir kavram yok. Bütün ekonomiler organik olarak birbirine bağlanmış durumda. Onlar kötü olursa, onlara ihracatımız azalacak, milli gelirimiz düşecek, kişibaşına gelirimiz düşecek, ihracata bağımlı üretim yapan firmalar ürettiğini satamayacak, bir süre eksik kapasite ile çalışacak, bir miktar işçiyi işten çıkaracak, sonunda da dayanamayıp iflas edecek ve tüm işçiler işsiz kalacak. Sadece iflas eden firma değil, o firma ile iş yapan tüm yan sanayiler, bayiler, servisler ve benzerleri iflas edecek. Dünya’nın, özellikle de ticaret ortaklarımız olan ülkelerin krize girmesiyle, ara malı ve teknoloji ithalatımızda da sıkıntılar başlayacaktır. Örneğin LCD televizyon üretiyorsunuz, bunun en önemli parçası olan ekranını dışarıdan ithal ediyorsunuz. Eğer ekran üreticisi ülkede kriz olursa ve ekran üreticileri batarsa, ekran bulup alamayacaksınız, alsanız da pahalı olacak ve zamanında olmayacak. Sonuçta televizyon fabrikanız da batacak, işçi çıkaracak.

Artık slogan atmayı bırakalım. Gerçeklerle yüzleşelim ve onları açıklayalım. Bir ülke yöneticilerinin ekonomik kriz var demesi, gerçekten ekonomiyi psikolojik olarak krize sokar. O yüzden devlet kurumlarının yöneticileri bunu söylemez. Ancak bu eskidendi. Şimdi iletişim çok fazla. Halkın çoğunluğu olup bitenlerin farkında. Kandırmak mümkün değil. Moralleri düzeltmek için slogan atmak yetmiyor artık.

Kriz dönemlerinde ekonomiyi canlandırmak için para ve maliye politikası uygulanır. Faizler düşürülür ki, hem yatırım yapacaklar ucuza kredi bulup yatırım yapsın, hem de halk tasarruf etme yerine daha fazla mal veya hizmet alsın. Yani talep artsın. Borsa yükselsin. Ancak Türkiye faizleri düşürürse, dışarıdan sıcak para gelmeyecek, dış açıkları finanse edemeyeceğiz ve döviz krizine gireceğiz.

İkincisi genişletici maliye politikasıdır. Vergileri düşürmek veya kamu harcamalarını artırmak. Başbakanımız vergilerin artırılmayacağını savunuyor. Yerinde de durdurulmaması lazım. Firmaların zarar etmelerini ve işçi çıkarmalarını önlemek için vergileri düşürmek lazım. Vergi oranlarının aynı kalması, ekonomik krize “buyurun gelin, hoş geldiniz, gelmenizden şeref duyarız” demek gibi bir şeydir.

Genişleyici maliye politikası olarak ikinci yöntem de kamu harcamalarını artırmaktır. Ama hangilerini. Eğer bedava kömür harcamalarını artırırsanız, ekonomi krizden kurtulmaz. Geçen hafta Çin yeni bir demiryolu projesi yapacağını açıkladı. Bunun söylentisi bile dünya ekonomisini rahatlattı. Bunun anlamı ekonomiye yeni para verilmesi, birçok sektörün üretim yapmasıdır.

Son yıllarda Samsun-Sarp karayolunun yapılması, Karadeniz ekonomisini ayakta tutmuştur. Karayolu yapımının haricinde, karayolu yapımı ile doğrudan veya dolaylı ilişkisi olan 300 alt sektörün üretimini artırdı ve niteliksiz de olsa iş imkanları yarattı.

Ekonomik krizden etkilenmemek, en azından Karadeniz ekonomisindeki krizi ortadan kaldırmak için, bu bölgedeki kamu harcamalarını artırmak gerekir. Ama, savurganlık şeklinde bir harcama ile değil. Sadaka değil.

Son günlerde gündemimize oturan, Karadeniz ekonomisini, limanlarını, firmalarını dünyaya bağlayacak demiryolu yatırımına girişilmelidir. En azından iyimser bir hava vermek için, böyle bir projenin yapılacağı açıklanmalıdır. Bunu gören yerli ve yabancı yatırımcılar bölgeyi yatırım yapılacak yerler listesine alacaktır. Bu yatırıma başlanması, doğrudan ve dolaylı olarak bir çok firmanın işlerini artıracak, yeni iş alanları oluşacak, halk gelir elde edecek ve harcayacaktır. Harcadıkça, firmalar daha çok satacak ve daha fazla üretecek, dışarı göç olmayacak, dışarıdan göç gelecek. Böyle bir sarmal katlandıkça katlanacaktır. Can suyu kredisine de, teşviklere de çok gerek kalmaz.

Halk kendi kömürünü, kumanyasını, kendi alın teriyle en iyisinden alacaktır.

Sonuçta da bir demiryolumuz olur.

 

Kaynak : İlkhaber Gazetesi, 11 Aralık 2008, Perşembe
Tür : Ekonomi Tarih : 11.12.2008
[ Tüm yazılara ulaşmak için burayı tıklayınız. ]

facebook  googleplus  Twitter  Delicious  Digg this